Türkiye’de ve globalde 2025’te yapay zekâ konusunda neler yaşadık
Cursor ile başlayan yıl, Türkiye'deki firmaların geç kalan tepkisi ve niceliğe kurulan yapay zekâ stratejilerinin faturası.
Bu yıl bağıl hız olarak hepimiz için en hızlı, en dönüştürücü yıllardan biri olmuş olması muhtemel bir yıldı. İyisiyle ve kötüsüyle birçok şeyi geride bıraktık fakat bu yazıda odaklanmak istediğim bütün bu hızlı sürece geriye dönüp baktığımızda 2025 yılı içerisinde IT sektöründe neler oldu, biz Türkiye’de bunun nasıl bir yansımasıyla karşılaştık. Bu yazıda hiçbir llm kelimesi kullanmadım ve görsel olarak da biraz içimiz açılsın diye köyden daha önce çektiğim bir manzara fotoğrafı kullandım.
Sanırım 2025 Ocak ayıydı ve yurtdışında yaşadığım kısa bir süreçte, bir arkadaşım ziyaretime gelmişti. “Cursor diye bir şey var, bak sen çok beğenirsin” gibi şeyler söylemişti. Açıkçası ilk başta çok fazla ciddiye almamıştım. Giderim otururum önce bir dbdiagram’dan veri tabanı şemalarını çizerim, sonra api endpoint tasarımlarını yaparım, sonrasında da kodlamaya başlarım abi diyordum. Çünkü kullandığım copilot vb. şeyler bana asla tatmin edici bir çıktı üretmiyor, tam tersine üretimimi yavaşlatıyordu.
Sonrasında bir gün bakayım dedim ve karşılaştığım şey beni şoke etmişti. Çünkü bu araç geçmişinde Senior seviyede backend developer olarak çalışmış olan bana frontend desteği veriyor ve bir proje MVP’si yapacak olsam frontend developer ortağı ihtiyacımı ortadan kaldırıyordu. İşte benim adıma yapay zekanın hayatımdaki devrim niteliğindeki değişimi o gündü. Neredeyse o günden sonra her gün bir mvp yapmaya çalıştım. Frontend’i, backend’i, devops tarafı derken her şeyi tamamlamam 12,13 saat alıyordu ciddi bir projenin mvp’si için.
Modelleri takip etmeye başladık. Her yeni model çıktığında yapay zekaya olan güvenimiz artıyordu. Sonnet 3.5, Sonnet 4 derken artık diğerleri geldi. Büyük bir deepseek olayı yaşadık. Yapay zeka dediğimiz şeyin tekelinin Amerika olmayabileceği ihtimalini de görmüş olduk. Artık son çıkan Gemini 3, Claude Opus vb. modellerle zaten kodlamada yeterince güven veren bir noktaya geldi.
Peki firmalar bu sürece nasıl tepki verdiler? 2025’e girdiğimde Türkiye’de irtibatta olduğum tüm iş arkadaşlarıma sorduğumda firmaların bu konuda neredeyse hiç aksiyon almamış olduklarını öğrendim. İlk başta büyük bir yok sayma gibi gelmişti fakat bu yok sayma developer tarafında bireysel bir hamle olarak mümkün olsa da firmalar tarafında yok saymadan çok aslında öngörememiş olmanın getirdiği bir eylemsizlik hali mevcuttu. Bununla bir Product Manager olarak mesai sonrası yapabildiğim şeyleri gösterdiğim insanlar oldukça şoka uğradılar. Firmaların Türkiye’de bu durumu farkedebilmesiyse 2025 yılının daha ortalarına doğru oldu. Haziran, Temmuz civarında firmaların bir çoğu çok büyük bir reaksiyonla büyük radikal hamleler yapmaya başladılar. Firmalara gelip C-Level yöneticilere danışmanlık veren firmalar, şahıslar AI konusunda siz de aksiyon almalısınız gibi büyük teşviklerde bulundular.
Burada yapılan en büyük hata ise firmaların “AI kullanmalıyız” adı altında hiçbir strateji oluşturmadan, çok hızlı bir şekilde kaliteli bir eğitim ve kaliteli bir çıktıdan çok; nicelik olarak daha fazla kişiye dokunan bir eğitim ve nicelik olarak daha fazla olan bir çıktı yönüydü. Türkiye’deki firmalar AI konusunda ROI’yi bu bağlamda uzun bir süre düşünemediler. Bunun en temel sebebi de AI konusunun sadece Generative AI dediğimiz üretken yapay zeka ve şu aralar çok meşhur olan Agent kavramı üzerinden anlaşılmasıydı. Halbuki Türkiye’de uzun zamandır birçok firmanın içerisinde Data Science departmanları var ve burada Machine Learning vb. konular üzerine çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Fakat firmalar PR odaklı hareketlerle AI konusunda öncü şirket olmalıyız algısıyla daha çok Generative AI’a yöneldiler. Bu bağlamda 2025 yılı içerisinde özellikle medya üretimi noktasında çok fazla çalışmalar yapıldı.
Fakat 2025 yılının başında Generative AI ile görsel üretimi henüz hiç işlevsel bir yerde değilken sene sonuna doğru yeni yeni kurumsal kullanıma uygun hale gelmeye başladı diyebiliriz. Ayrıca bunun ROI kısmından bahsetmiyorum bile. Şu anda firmalardaki yöneticiler sene sonu olması nedeniyle bütçe planlamalarına dalmış durumdalar ve bu noktada çoğunlukla hiç fikirlerinin olmadığı bir noktada ne kadar yatırım yapmalıyız, nasıl bir planlama yapmalıyız konularında çok büyük şüphelere sahipler.
İşin yurtdışı boyutundan bahsedecek olursak dünyadaki öncü firmalarda da bu endişeler mevcut fakat operasyon tarafında onlarda nicelikten çok niteliğe daha fazla ağırlık verildiğini söyleyebilirim. Okuduğum haberler ve takip ettiğim developer bloglarında yurtdışındaki çalışmalarda AI agentları sonrasında stabiliteye dair çok daha fazla çalışma yapılıyormuş. Sistemlerin stabilitesine dair standartlar oluşturulmuş ve bu koşulları sağlamayan, bu regülasyonlara uymayan agentlar canlıya alınmıyormuş.
2025 yılı birçok firmayı vizyonerlik ve muhakeme yeteneği açısından zorladı. Öncelikli olarak vizyonerliklerini zorladı ki bu dönüşüm süreçlerine erken başlayan firmalar daha öncü olan firmalar oldu. Muhakeme yeteneklerini de zorladı ki, orada da gereksiz yatırımlar ve bilgiye dayanmayan AI stratejileri açısından yanlış planlamalar yapan firmalar çok gereksiz maliyetlerle karşılaştı ve karşılaşacak. Artık firmalar ve yöneticiler her adımlarını 2 kere değil 10 kere düşünüp atmalı. Günceli çok daha fazla takip etmeli. Dev dediğimiz firmaların bu süreçteki muhafazakarlıklarının onları ne kadar geriye attığını gördük.
2026 yılı için beklentim 2025’te olan gelişmelerin çok daha şiddetli şekilde gelmesi. Artık LLM ile kodlama konusunda çok iyi bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum (demek değil ki daha gelişmeyecek). Görsel ve işitsel üretimler, robotik üretimlere dair gelişmeleri de 2026 içinde daha fazla göreceğimizi düşünüyorum.
Herkese huzurlu bir çalışma yılı diliyorum.