Hakkımda
Ürün yöneticisiyim, ürünlerimi kendim de yazıyorum. Elektrik mühendisliğinden geldim, cihazda çalışan yapay zekâ ve bulut maliyeti (FinOps) üzerine çalışıyorum.
Ben Abdullah Faruk. Ürün yöneticisiyim, ama yazdığım ürünlerin kodunu da yazan türden.
Yıldız Teknik’te elektrik mühendisliği okurken makine öğrenmesiyle uğraşmaya başladım. 2018’de bitirdiğimiz akıllı priz projesinde prize takılan cihazı harmonik imzasından tanımaya çalışıyorduk; iş bir IEEE bildirisine döndü. O çalışmadan aklımda kalan şey, modeli çevreleyen her şeyin sonucu ne kadar belirlediğiydi. Veri gelmiyorsa, arayüz güven vermiyorsa modelin kaç puan aldığının önemi kalmıyor.
Sonrasında yolum perakendeye çıktı. Ürün tarafında e-ticaret ve mağazacılığın kesiştiği yerde çalıştım: sadakat programları, müşteri segmentasyonu, kampanya kurguları. Sadakat programı tasarımı özellikle ilgimi çekmişti, çünkü doğrudan insan psikolojisiyle uğraşıyor. İnsanlar kazandıkları statüyü kaybetmekten nefret ediyor ve iyi bir program bu duyguyu sömürmeden kullanmayı biliyor.
Şimdi FinOps tarafındayım. Bulut harcamasını ölçülebilir ve yönetilebilir bir ürün problemi olarak görüyorum: Claude ve diğer hyperscaler süreçlerinde paranın nereye gittiğini görünür kılmak, ekiplere kendi maliyetlerinin sahibi olmayı öğretmek. Perakendeden kalan alışkanlık burada da işe yarıyor, bir sayının kime, ne zaman ve hangi kararı verdirmek için gösterildiği önemli.
Şu anda İstanbul Üniversitesi’nde ekonometri okuyorum. Mühendislikten gelip ürüne geçince eksikliğini en çok hissettiğim şey, bir sayının ne zaman gerçekten bir şey söylediğini bilmekti.
Çalışmalar
Uygulamalarımın hepsi Zort Productions çatısı altında çıkıyor. Oyun stüdyosu olarak başladı; bugün sekiz uygulamanın künyesinde bu isim var: iki bulmaca oyunu, bir doküman asistanı, bir namaz vakti uygulaması, bir retro varlık stüdyosu, bir iletişim hatırlatıcısı ve bir LiDAR ölçüm aracı. Beşi mağazalarda yayında. Tasarımdan mağaza metnine kadar hepsini tek başıma yapıyorum.
Oyunlarla başlaması tesadüf değil. Oyunlar ürün tasarımının en dürüst laboratuvarı: kullanıcı bir SaaS’ı iş gereği açar, bir oyunu ise sıkılırsa kapatır, yani elde tutma konusunda kendini kandıramıyorsun. Sequences’te bulmaca zorluğunu oyuncunun performansına göre üreten bir sistem kurdum, böylece herkes kendi eşiğinde oynuyor. GuessFour’da soru şuydu: oyuncuya ne kadar bilgi vereceksin? Çok verirsen bulmaca kendiliğinden çözülüyor, az verirsen tahmin oyununa dönüyor. Oradan kalan iki alışkanlık sonraki uygulamalara doğrudan taşındı: onboarding’i açıklamayla değil tasarımla çözmek ve ilerleme hissini gerçek ilerlemenin önünde tutmak.
Hepsinde aynı kısıt geçerli: işlem cihazda kalıyor. Hesap yok, sunucu yok, toplanan veri yok. Bu sınırı baştan koydum. Ne yapabileceğimi de sınırlıyor, ne satabileceğimi de.
En çok uğraştığım ürün Tacet. Dokümanlarınla çalışan, tamamen cihazda çalışan bir yapay zekâ asistanı: bir tabloyu veriyorsun, formülleri kurulmuş hâlde yeni bir tablo dönüyor, işlemin tamamı telefonda ya da bilgisayarda kalıyor. İçinde ağ kodu yok; kapatılmış bir izleyici ya da anahtar arkasına alınmış bir analitik SDK’sı değil, bağlantı açabilecek kod hiç yok. Terminal sürümünün kaynağı açık ve zamanla daha fazlasını açmak istiyorum. Gizlilik iddiasında bulunan bir ürünün iddiasını doğrulanabilir kılması gerekiyor: “veri göndermiyoruz” cümlesi, kodu okunabilir olduğunda bir taahhüt, okunamadığında yalnızca bir pazarlama cümlesi.
Yazdığım şeyler
2019’da veri bilimi notları yazarak başladım. Kendi öğrendiğimi anlatarak öğrenmenin işe yaradığını fark ettim ve devam ettim. Arada Swagger, Portainer ve RabbitMQ gibi araçları anlattığım pratik yazılar var. Son yıllarda daha çok ürün tarafına kaydım: ürün yönetimi kılavuzu, sadakat programı tasarımı, yapay zekânın gerçekten işe yaradığı yerler.
Yazıların çoğu hem Türkçe hem İngilizce. Sağ üstten dil değiştirebilirsin.
Kullandığım şeyler
Çocukluğumdan beri kod yazıyorum ve hiçbir zaman tek bir platformda kalmadım. Mobil, web, masaüstü, form uygulamaları, gömülü sistemler; hepsinde bir şeyler yaptım. Uğraşmadığım programlama dili neredeyse kalmadı: GitHub depolarımda kırk civarında dil sayılıyor. Hiçbirini de bıraktığım söylenemez, aynı hafta içinde Python, TypeScript, Go, C#, Swift ve Kotlin yazdığım oluyor. Dili işe göre seçiyorum, iş değişince dil de değişiyor.
Ürün tarafında yapay zekâ entegrasyonu ve veri hatları. Cihaz içi modellerle çalışıyorum, kendi uygulamalarımda bulut tarafını mümkün olduğunca dışarıda tutuyorum.
Türkçe ana dilim, İngilizce B1, Arapça A2.
İletişim
En hızlı yol e-posta. Bir yazıya itirazın varsa, birlikte çalışabileceğimiz bir şey görüyorsan ya da iyi bir kitap önermek istiyorsan yaz.